ANAVATANI, YAYILIŞI, DÜNYA VE TÜRKİYE’DE ÜRETİMİ
Muz, Güneydoğu Asya’dan çıkmıştır. Anavatanı Güney Çin, Hindistan ve Hindistan ile
Avustralya arasında kalan adalardır. Muzu ilk kültüre alanların balıkçılar olduğu
sanılmaktadır. Balıkçılar ağ yapmak için muzun yapraklarından yararlanmışlar ve
bu şekilde tarımı başlamıştır. Muzla ilgili ilk eser M.Ö. 600-500 yıllarına aittir
ve Hindistan’da bulunmuştur. Muz bitkisi ülkemize ilk defa 1750 yıllarında Mısır’la
ilgisi olan zengin bir aile tarafından süs bitkisi olarak, Mısır’dan Alanya’ya getirilmiştir.
O yıllarda daha çok süs bitkisi olarak yetiştirilen Muzun meyve verdiğinin görülmesi
üzerine, 1930'lu yıllardan sonra meyvesi için ticari amaçla yetiştirilmeye başlanmıştır.
Bugün ülkemizde sadece Anamur, Bozyazı, Gazipaşa ve Alanya ilçeleri ile çevresinde
Musa Cavendish dediğimiz bodur muz üretimi yapılmaktadır.
Dünya Üretimi : Dünyadaki muz üretimi en fazla Asya kıtası ülkelerinde yapılmakta,
bu kıtayı sırasıyla Güney Amerika, Orta Kuzey Amerika, Afrika, Okyanusya ve Avrupa
Ülkeleri izlemektedir. Dünya muz üretimi 1975 yılı istatistiklerine göre 37 milyon
tondur. Ekiliş alanı ise 29.150.000 dekardır.
Türkiye Üretimi ve Tüketimi: Muz ülkemizde Anamur, Bozyazı, Alanya, Gazipaşa ve
çevresinde, Toros dağlarının koruduğu mikroklimalarda, çok sınırlı alanlarda yetiştirilmektedir.
Bu nedenle üretim miktarı azdır. 1994 de 12.000 dekar alanda 30.000 ton iken 2000
yılında 20.000 dekar alan ve 80.000 ton üretime ulaşmıştır. Ülkemizin yıllık muz
tüketimi ise 400.000 ton civarındadır.
Muz, şifalı bitki, beyin gıdası veya afrodizyak olarak ünlenmiştir. Gövdeler bir
ay suda ıslatılıp, özel tarakla tarandığında ortaya çıkan elyaftan ilkel usullerle
saç örgüsü gibi halat örüldüğü biliniyor. Muz liflerini Afrika’daki yerli halk,
şapka, hasır ve hediyelik eşya yapımında kullanıyor. Avrupa’da gemi halatı, oto
döşemeleri yapımında kullanılıyor. Muz gövde sinin, yaprak sapının veya salkımın
suyu çok güçlü bir kan kesicidir.
MUZUN BAZI ÖZELLİKLERİ
Tüketim Alanları
Muz yukarda anılan özellikleri yanında çiğ olarak yenebilen en güzel meyvelerden
biridir. Meyve salataları arasında da yer alır. Muz yeşil iken pişirerek de yenilir.
Diğer Özellikleri
BOTANİK ÖZELLİKLERİ
Kök
Muz kökleri toprak altında bulunan ve esas gövdeyi oluşturan yumrudan ve yumrunun
daha çok üst taraflarından çıkar. Bu çıkış dörder adetlik gruplar halindedir. Muz
kökleri 5–8 mm. çapında ve uzunlukları boyunca aynı kalınlıktadırlar. Bu kökler
yumrudan biraz uzaklaşınca kendilerinden daha ince yan kökler meydana getirirler.
Bunlar da 4–5 mm. çapa ulaşır ve aynı kalınlıkta kalırlar. Kılcal kökler bu yan
kökler üzerinde bulunur. Muz köklerinin dış kısmı koyu kahverengi, siyaha yakın,
iç kısmı ise beyazımtırak krem rengindedir. Kılcal köklerin ise görünüşü beyazdır.
Muzda meydana gelen kök sayısı bitkinin sağlık durumuna bağlıdır. Bir yumru 200–300
ve daha fazla kök meydana getirebilir. Ülkemizde kökler en fazla ilkbahar mevsiminde
meydana gelir. Uygun şartlarda kökler, 5 m. yanlara ve 75 cm. derinliğe kadar gidebilir.
Köklerin çoğunluğu 15–40 cm. derinliktedir. Bununla birlikte 140 cm. derinliğe kadar
inen köklere de rastlanmıştır. Muzun kökleri kısa ömürlüdür.
Gerçek Gövde
Toprak altı gövdesi veya yumru da denir. Çok yıllıktır. Gerçek gövde aslında bir
rizomdur. Yani toprak altındaki gövdedir. Yedek besin deposu görevini de görür.
Kuru madde miktarı fazladır.
Yalancı Gövde
Buna toprak üstü gövdesi de denir. Yalancı gövde toprak üzerinde sanki yaprak saplarının
birleşmesinden meydana gelmiş bir kütük gibidir. Bodur muzlarda gövdenin boyu 1,5-2,25
m.ye kadar çıkar. Üst kısmında dört bir tarafa açılmış yapraklar bulunur. Yeni yapraklar
gövdenin orta kısmından meydana gelirler. Yalancı gövde yeşilimtrak görünüşlü ve
yaşlandıkça unumsu bir örtü ile kaplanır. Elle dokunulduğu zaman bu beyazlık ele
bulaşır.
Yalancı gövde, yapraklarını tamamladıktan sonra meyve salkımını andıran bir tomurcuk
(hevenk, dal) oluşturur. Bu olaya muz üreticileri "muz doğurdu" demektedirler. Tomurcuk
olayı bir defa gerçekleşmekte ve daha sonra görevini bitirmektedir. Meyvesini vermiş
olan yalancı gövde, muzun hasadından sonra, yanında bırakılacak olan fidenin beslenmesi
için kesilmemeli, yerinde bırakılmalıdır. Sadece tepesinden (yaprakların ayrıldığı
bölgeden) vurulmalı, kesilen kısım da toprakta organik gübre olarak bırakılmalıdır.
Yerinde bırakılan yalancı gövde, yanındaki fideyi besleyecek, zaman içinde pörsüyerek,
çökecektir. Bir sonraki onarma döneminde bu kısım toprak altına gömülerek, ayrışması
hızlandırılarak, toprağın organik madde içeriğinin zenginleşmesi sağlanmalıdır.
Yapraklar
Muzun yaprakları ilk çıkışta boru şeklindedir. Sonra uç kısmı yavaş yavaş açılarak
karakteristik muz yaprağını oluştururlar. Muzun yaprakları büyüktür. Yaprak uzunluğu
2 m. ve genişlik de genellikle 60-90 cm. olabilir. Yaprak sapı daralmış kanal görüntüsünde
ve alt tarafı yuvarlaktır. Yaprak ayasında ortada toprağa bakan kısmı bükey, yukarı
bakan kısmı ise yalancı gövdeye doğru oluklu bir ana damar vardır. Ana damara dike
yakın bir açı ile ve birbirine paralel olan yan damarlarla bağlıdır. Bu yan damarların
arası yaprak yüzeyini meydana getirir. Rüzgârlı havalarda bu yan damarlar ana damara
kadar yırtılır ve yaprak dilim dilim olur. Yapraklar yeşil görünüşlü ve yaşlandıkça
unumsu bir madde ile örtülürler. Yaprağın uç kısmında, yaprak ucu denen bir kısım
vardır. Bu yaprak uzama olanakları ararken yaprak ayasının gideceği yolu açmak için
kullanılan bir organdır. Yaprak oluşumu tamamlanınca düşer.
Yaprak üzerinde, damar aralarında, sapında ve kınında stoma dediğimiz gözenekler
bulunur. Sap ve kında milimetrekarede 6-7 tane, ayada 160-170 tane stoma (gözenek)
vardır. Ayanın alt kısmında üste göre 4–5 misli fazla stoma vardır.
Tomurcuk ve Çiçekler
Muzda tomurcuk, çiçekler ve meyve salkım şeklindedir. Meyve salkımının gelişmesi
birçok haftayı bulur. Ticari çeşitlerde bir yandan çiçekler topluluğu meydana gelirken,
bunları örten mor renkli brahtelerin oluşturduğu konik kitle yere doğru eğilir.
Çiçekler topluluğundan oluşan konik kitlenin aşağı doğru eğilmesi ve altındaki çiçek
tomurcuklarının farklılaşma düzenine göre, eğilme olayından bir iki gün sonra brahteler
kalkmaya, geriye doğru kıvrılarak kuruyup düşmeye başlarlar. Bu farklılaşma düzeni
içinde meyve elleri (taraklar) ortaya çıkar.[1]
Bir fide büyüyüp bütün yaprakları açıldıktan sonra (ortalama 14-20 ay) topu andıran.
Mor renkli yaprakçıkların (Brahte) örttüğü tomurcuk (muz çiçeği) meydana gelir.
Tomurcuk hızlı büyür ve brahteler sırayla açılarak altlarında ikişerli sırayla (tarak)
çiçekler görülür. Muz salkımlarında 3 çeşit çiçek bulunur. İlk açılan brahtelerin
altlarında çıkan çiçekler dişi çiçek olup daha sonra muza dönüşürler. Dişi çiçeklerin
muza dönüşmesi için döllenme olması gerekmez. Bu nedenle muzlara bu özelliklerinden
dolayı partenokarpi denir. Kuruyan stigmalar hasada kadar dökülmeden meyve ucunda
kalabilirler. Salkımdaki çiçek sayısı ne kadar fazla olursa, salkım ağırlığı da
o kadar fazla olacaktır. Salkımdaki dişi çiçek sayısı sıcaklığa bağlı olup, sıcak
aylarda artar, soğuk ve ılık aylarda azalır.
Dişi çiçeklerin hemen altında çift organlı çiçekler bulunur. Bu çiçeklerden oluşan
meyveler küçük ve kalitesizdir. Çift organlı çiçeklerin hemen altında ise erkek
çiçekler bulunur. Bodur muzlarda erkek çiçekleri örten brahteler meyve sapına bağlı
kalır ve genellikle açılmazlar.
Salkımdaki tarak sayısı kaynağı yalancı gövdede olan dişi çiçek sayısına bağlıdır.
Dişi çiçek sayısı da sıcaklıkla ilgilidir. Dişi çiçeğin oluştuğu anda iklim ne kadar
soğuk olursa tarak sayısı da o kadar az olur. Parmak büyüklüğüne ise toprak verimliliği,
kullanışlı su ve fotosentez derecesi gibi etmenler etkili olmaktadır.
Salkımların yetişme süresi
Haziran ayında çiçeklenen muzların hasadı en kısa 76 gün, en uzun ise 110 gün sonra
olmuştur. Temmuz ayının ilk haftasında çiçeklenen muzlar ortalama 124 gün, son haftasında
çiçeklenen muzlar ise ortalama 138 gün sonra hasat olgunluğuna gelmiştir. Ağustos
ayının ilk haftasında oluşan çiçekler 27 aralık ile 18 ocak tarihleri arasında hasat
olgunluğuna (ortalama 153 gün) erişmiştir. Bu süre ağustosun 2., 3. ve 4. Haftalarında
oluşan çiçeklerde sıra ile 162, 164 ve 173 gün olmuştur.
Ortalama 13 tarak yöre için optimal bir rakamdır. Diğer ülkelerde Musa cavendishii
muzunun optimal tarak sayısı hakkında bir literatür bulunmamıştır.
Salkım başına ortalama 262-266 adet parmak sayısı tespit edilmiştir.
MEYVE
Meyve Gelişmesi
Taraklar üzerinde bulunan meyveler karşıdan bakıldığında sağdan sola doğru gelişirler
ve çift sıralı, satranç şeklinde dizilmişlerdir. Bu nedenle gelişme devresi sonunda
parmaklar 5 köşeli ve sağdaki meyveler daha iri olur. Her tarakta 10-26 parmak bulunur.
İlk taraklarda parmak sayısı fazla ve meyveler iridir. Uca doğru gidildikçe meyveler
sayıca azalır ve küçülürler.
Meyve Bileşimi ve Değişimi
Muz meyvesi % 70 oranında su, önemli miktarda karbonhidratlar ve az miktarda protein
ve yağ içerir.
Olgun muz meyvesi şekerce zengindir ve kolay sindirilir. Çocukların beslenmesinde
fazla kullanılır. Bağırsak bozukluklarında ve özellikle çocuklara verildiğinde içerdiği
şekerler kolaylıkla ve hastalığı kötüleştirmeden sindirilir. Oysa diğer kaynaklardan
gelen şekerler hastalığı şiddetlendirirler. Muz ayrıca karaciğer gelişmesi için
de çok yararlıdır. Yapısında bulunan fenol aminler muzun sindiriminde olumlu durumu
sağlayan bileşiklerdir. Bunlar mide salgısını azaltır ve düz kasları uyarırlar (Seratonin),
damarları büzücü etki yaparlar.
MUZUN İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ
İklim İstekleri
Muz, nemli, tropik iklimlerin bitkisidir. 30° Kuzey ve 30° Güney enlemleri arasında
kalan bölgenin uygun alanlarında, tarımı rahatlıkla yapıldığı halde, bunun dışında
kalan yerlerde istediği sıcaklığı bulamaz. Denize yakınlık-uzaklık ve denizden yüksekliğe
göre bu enlemler dışında kalan bazı yerlerde de yetiştirilmektedir. Akdeniz bölgesinde
muz yetişen yerlerimiz 36-37 enlem derecelerinde Toros dağları tarafından korunmuş,
dağların eteklerindeki mikroklima yerlerdir. Buna rağmen muz bahçeleri zaman zaman
soğuktan zarar görmektedir. Muz yetiştiriciliği bakımından önemli iklim faktörleri
sıcaklık, yağış, rüzgar ve doludur.
Işık
Muzun doğal ortamı tropikal bölgelerde yüksek boylu ağaçların altıdır. Yarı gölgede
bulunurlar.
Sıcaklık
Yıl boyunca aylık ortalama 26-27 sıcaklık ister. 15-16 °C'nin altında gelişme gerilemekte,
2-3 °C.de zararlı olmaktadır. O°C ve hemen altındaki sıcaklıklarda üst kısım ölmekte,
-4 °C'nin altında tatlı gövde zarar görmektedir. Sıcaklık 10-15 dakika süre ile
-1,5 ile -2 °C dereceye düşerse şiddetli zararlanmaya neden olur.
Nem
Muz yüksek sıcaklık yanında, yüksek neme de ihtiyaç duyar. Oransal nem % 60’dan
aşağı düşmemelidir. Ancak bazı hastalıkların yayılmaması ve muzda gelişmenin devam
etmesi açısından % 90 ‘ın üzerindeki doygun nemin de ortamda olmaması gereklidir.
Yağış
Aylık yağışın 120-150 mm. olduğu yerlerde muz sulanmaya ihtiyaç duymayabilir. Muz
yetiştiriciliğinde hava nemi de önemli olup % 60’ ın altına düşmemelidir. Yıllık
ortalama 2.500 mm’lik bir yağış bütün aylara dağılmış olmalıdır. Aksi halde sulama
yapılması gerekmektedir.
Rüzgar
Çok büyük yapraklara sahip muz bitkileri şiddetli rüzgardan zarar görmektedir. Daha
şiddetli rüzgarlar yalancı gövdenin kırılmasına yani ağaçların yıkılmasına neden
olur.
Toprak İstekleri
Muz yetiştiriciliği için en iyi topraklar; derin, besin maddelerince ve humusça
zengin, geçirgen, iyi havalanan, hafif bünyeli (Kumlu-Tınlı) ve hafif alkali, killi
Tınlı, Kumlu karakterdeki, derin topraklardır. Toprak taşsız, iyi işlenmiş olmalıdır.
Muz bitkileri toprak ve su tuzluluğuna çok hassastır. Bu nedenle bahçe tesisi yapılacak
yerin toprağı ve kullanılacak suyun tuzluluğu mutlaka analiz ettirilmelidir. Ancak
yine de organik maddece zengin, orta bünyeli, drenaj sorunu olmayan ve hafif asidik
(pH=6) olan topraklarda daha iyi gelişir.
MUZ BAHÇESİ KURULMASI, SULAMA, GÜBRELEME, BAKIM, BUDAMA
Fide Sağlanması
Muz doku kültürü ile, tohumla, yumru parçasıyla ve dip sürgünleri ile üretilmektedir.
Ülkemizde yaygın şekilde yapılan fide sağlanması, muzların toprakaltı yumrusundan
çıkan dip sürgünleriyle yapılmaktadır.
Bahçe Yerinin Dikime Hazırlanması
Muz bahçesi yeri olarak genellikle kuzeyi kapalı, soğuktan korunmuş yerler seçilir.
Muz bitkileri, genel olarak güneye bakan, hafif eğimli yerlerde iyi gelişmektedir.
Dikim Zamanı, Fidan Seçimi ve Dikim Aralıkları
Dikim Zamanı: Ülkemizde muz dikimi iklim durumuna göre Mart-Mayıs ayları arasında
yapılır. Örtü altında Eylül dikimi güzel sonuçlar vermektedir.
Dikim Aralıkları: Tek sıra dikim için genel olarak 3 * 1,7 m. aralıkları önerilebilir.
Bütün dikimlerde sıraların kuzey-güney doğrultusunda yapılması en iyi güneşlenmeyi
sağlayacaktır. Kuzey-güney doğrultusundaki dikim, doğu-batı doğrultusundaki dikime
göre en az % 10 verim artışı sağlamaktadır.
Dikim
Normal Dikimler
Fidanlar yeni kurulacak muz bahçesine sokulmadan önce bahçe girişinde yapılacak
olan ilaçlı su havuzunda en az bir saat kadar bekletilerek, kök bölgesindeki nematodların
ölmesi sağlanmalı, ayrıca anadan ayrıldığı yara yerlerinin hastalık yapmaması, çürümemesi
için uygun bir sistemik fungusitle ilaçlanması, yeni tesise nematod bulaştırmama
ve sağlıklı fidan dikme yönlerinden yararlı olacaktır. Tesisin girişinde bir yere
geçici olarak yapılacak yarım metre derinlikte, 2 metreye 1 metre boyutlarında,
dikdörtgen şeklinde bir çukurun yüzeyine döşenecek bir plastik örtü ile bu havuz
yapılabilir. İçerisine sistemik kök çürüklüğü ilaçlarından ve nematod ilaçlarından
eklenerek ilaçlı su sağlanmış olacaktır. Hazırlanan ilaçlı su, daha sonra can suyu
olarak, yeni dikilen fidelerin diplerine dökülebilir.
Dikim çukurlarına toprak analizi sonucu önerilen miktarlarda gübre konmalıdır. Toprakta
organik madde, N,P,K gibi elementler yeterli bulunmuşsa uygulanacak ortalama miktarlar
aşağıda verilmiştir.
Dekara ortalama 10.000 kg. meyve verimi alınacağı göz önüne alınarak, dekara 8.000
kg iyi yanmış kaliteli çiftlik gübresi, 58 kg. Azot, 30 kg. Fosfor ve 130 kg. Potasyum
sağlayacak şekilde kimyasal gübre, sezona dağıtılarak verilmelidir.
Sulama
Muz yapraklarının geniş olması dolayısıyla terleme yoluyla çok miktarda su tüketir,
sürekli nemli toprak ister. Bitki besin maddelerini bol miktarda almak için toprağın
nemli olması gerekir. Bir çok meyve ağacı ile karşılaştırıldığında daha yüzeysel
bir kök sistemine sahiptir. Topraktaki su miktarı tarla kapasitesine düştüğü zamanlarda,
topraktan su alma yeteneği azalır. Topraktaki su eksikliğine çok çabuk fizyolojik
tepki gösterir. Aşırı sulama muz köklerine zarar verir. Toprağı çoraklaştırır ve
bazı yerlerde toprağın taşınmasına neden olur. Bütün bu nedenlerden dolayı muz bahçeleri
azar azar, fakat sık sık sulanarak, su sıkıntısı çekmeleri önlenmelidir. Mümkün
olduğunca haftada 3-4 sulama yapılmalıdır.
Damlama Sulama
Özellikle sulama suyunun yetersiz olduğu yerlerde meyve kalitesi üzerindeki olumlu
etkileri nedeniyle damla sulama yöntemi kullanılmalıdır. Suyun, ağacın etrafındaki
belirli noktalara damlatılmak suretiyle verilmesine damlama sulama denir. Sulama
ile gübrelemenin birlikte yapılabildiği (fertigasyon) bu sulama sistemi, tarımda
verimi ve kaliteyi artıran en önemli sistemlerden biridir. Bu arada bu sistemde,
sulama suyu içerisine istenen gübre miktarını ayarlayan aletler de geliştirilmiştir.
Bu sulama sisteminde sulama, tarlanın her tarafına eşit bir şekilde uygulanır. Sulama
ve gübreleme tek noktadan kontrol edilebilir. Böylece işçilik masrafları düşer.
Etkili kök bölgesi daima ıslak tutulabilir ve gerekli su miktarı ayarlanabilir.
Sprink Sulama
Son dönemlerde örtü altı muz üreticiliğinde önerilen bir sulama sistemidir. Muz
bitkileri arasına tek sıra halinde serilen damlama hortumu kalınlığında bir hortum
ve bu hortum üzerine belirli aralıklarla yerleştirilmiş 30-40 cm. yükseklikte toprağa
gömülü çubuklar ve çubukların üzerinde mini fıskiyeler şeklinde yapılan sulama şeklidir.
Toprağa gömülen çubukların üzerindeki mini fıskiyeler 1,5 - 2 metre yarıçapında
bir alanı (3 metre genişlik) eşit bir şekilde sulamaktadır. Bu da muzların kök bölgesinin
geniş bir şekilde sulanması demektir. Damlama sulama sisteminde damlama hortumu
çevresinde yayılan kökler, sprink sistemde çok daha geniş bir yüzeye yayıldıkları
için, ağacın gelişmesi çok daha güçlü olabilmektedir. Yine damlamada olduğu gibi,
sprink sistemde de sıvı veya eritilmiş mineral gübreler rahatlıkla uygulanabilir.
Kök gelişmesini çok daha geniş bir yüzeye teşvik ettiği için, damlama sulamadan
daha cazip olan sprink sulama sistemi, kuru havalarda ortam nemini de yükselterek
olumlu katkıda bulunacaktır. Ayrıca toprak yüzeyine serilen bitki artıklarının ayrışma
sürecini de hızlandıracaktır.
Sisleme
Örtü altı muz üretiminde, sera çatısına, içten, belli aralıklarla yerleştirilen
sulama boruları ve bu borulara yerleştirilen sisleme veya fog (dumanlama) memeleri
ile yapılan bir sulama biçimidir. Bu sistemin asıl amacı sulama değildir. Ama sulama
ihtiyacının karşılanmasına destek vermektedir. Bu sistem, uygulandığı bahçelerde
kışın don zararına karşı korunma amacıyla kullanılabilir. Ortalama 15-16 °C sıcaklıkta
olan yer altı suyu, memelerden sis şeklinde bahçe içerisine verilince, ortam sıcaklığını
da kendi sıcaklığına yaklaştırarak don zararının meydana gelmesini önleyecektir.
Bu uygulama aynı şekilde yazın meydana gelen yüksek sıcaklıkların zararını da önlemektedir.
Zaman zaman 40-45 °C'ye kadar çıkan yaz sıcaklarının yakıcı etkisi, yine 15-16 °C
olan yer altı suyunun memelerden sis şeklinde verilmesiyle ortadan kaldırılabilmektedir.
Öğle saatlerinde ortalama 2 saat süreyle uygulanabilecek sislemeyle, aynı zamanda
ortam nemi yükselmekte ve bitkilerin istediği uygun ortam sağlanmaktadır.
Ayrıca sislemeyi belli bir sıcaklık ayarına bağlı termostat takılarak çalışacak
otomatik bir sistem geliştirilmiştir.
Gübreleme
Organik Gübreleme
Muz bitkisi topraktaki organik maddeyi oldukça yüksek oranlarda ister. Bunun nedeni
doğal ortamdaki muzun, yüksek boylu ağaçların altında, dağınık güneş altında, çürümüş
yaprakların üzerinde yetişmesidir.
Organik gübre toprak sıcaklığını yüksek tutarak, salkım oluşumundan hasada kadar
geçen süreyi kısaltmakta ve fidelerin kışın soğuktan zarar görmesini engellemektedir.
Çiftlik gübresi kullanımında gübrenin iyi yanmış olmasına dikkat edilmelidir. Çiftlik
gübresinin taze olması, iyi yanmaması sonucu, içinde bulunan yabancı ot tohumları,
nematodlar ve tuz, bahçe içine taşınacaktır. İyi yanmış çiftlik gübresinde yabancı
ot tohumu, nematod bulunmaz. Bu arada üzerinden 1-2 yağmur veya su geçirilirse toprak
için zararlı olan tuzu da yıkanmış olacaktır. Bu nedenle, çiftlik gübresinin zararlı
etkilerinden kurtulmak için, üretici, kullanacağı çiftlik gübresini en az 3 ay öncesinden
alarak, bahçesinin bir kenarında yanmasını ve yıkanmasını sağlaması yararlı olacaktır.
Ayrıca, organik gübre seraya sokulmadan önce yığın haline getirilip methil bromid
veya benzeri bir fümigant ile ilaçlanırsa (tüp patlatma) çok iyi bir dezenfeksiyon
yapılmış olacaktır.
Organik gübre muzlarda bakım zamanı (Şubat-Mart aylarında) ve kışa girmeden (Kasım
ayında) verilmelidir. Onarma zamanı verilen organik gübre mutlaka toprakla iyi bir
şekilde karıştırılmalı, kışa girmeden verilen organik gübre ise toprak yüzeyine
yorgan gibi serilmelidir.
Mineral Gübreleme
Muz bitkisi hem yeşil aksamın gelişme döneminde, hem de meyve gelişme döneminde
yoğun şekilde besin isteyen bir bitkidir. Bu besinler genellikle en iyi topraktan
muzlara verilebilir. Muz yetiştiriciliğinde sadece organik gübre uygulaması yeterli
değildir. Ek olarak mineral gübre uygulaması da yapılmalıdır. Mineral gübre olarak
özellikle Azot, Fosfor, Potasyum, Kalsiyum ve Magnezyum gübrelemesinin yapılması
gereklidir.
Azot (N)
Muzun azot ihtiyacı da fazladır. Özellikle yeşil aksam gelişmesi için azot gereklidir.
Yavru bitkilerin gözüktüğü ve büyümenin başladığı ilk üç ay içerisinde azot çok
önemlidir. Gelişmenin başladığı ve atak haline geçtiği ilkbaharın ilk aylarında
çok fazla azot kullanır. Bu dönemde hayat dönemi boyunca kullanacağı azotun büyük
bir kısmını kullanır. Azot kullanımı ile kuru madde miktarı arasında doğrusal bir
ilişki vardır. Azot kullanımı arttıkça kuru madde miktarı azalır.
Fosfor (P)
Muzun fosfor ihtiyacı, azot ve potasyuma göre daha az olmakla birlikte, kök gelişimi
ve bitki besin maddesi alım kapasitesini artırarak salkım oluşumunu güçlendirmesi,
tarak sayısını artırması yönünden çok önemlidir. Subtropik iklim koşullarında fosforun
alımı, oldukça geniş zaman aralığında gerçekleşir. Fosforun topraktan iyi bir şekilde
alınabilmesi için ortamda yeteri kadar suyun bulunması gerekir. Ayrıca doğumdan
tahminen bir ay kadar önce uyguladığımız fosfor takviyesinin (2 sefer MAP) tarak
sayısını artırdığı tespit edilmiştir. Fosfor muz bitkisi için çok önemli değildir.
Uygulamada bu elementin eksikliğine kolaylıkla rastlanmaz. Eksiklik belirtisinde
yaprak kenarları ölerek testere dişi görünümü alır. Fosfor yeteri kadar ortamda
varsa tarak sayısı ve dolayısıyla her taraktaki parmak sayısı artmaktadır. Ama fazla
miktardaki fosfor uygulamaları da parmakların oluşmasına ters etki yapmaktadır.
Ortamdaki fosfor fazlalığı, hem tarak sayısını azaltmakta, hem de taraktaki parmak
sayısını azaltmaktadır.
Sağlıklı bitki kökleri de beslenme ortamındaki fosfatı önemli ölçüde tüketebilme
yeteneğindedirler. Yine Fosfor meyve verimini artırmakta, ancak aşırı fosfor gübrelemesinde
ise verim azalmaktadır. Fosfor uygulanan topraklarda çinkonun demir ve alüminyum
oksitlerince bağlanması ile bitkinin gelişmesini artırması sonucu, bitkinin çinko
konsantrasyonu kritik düzeyin altına düşerken, bitkide fosfor toksisitesi görülebilmektedir,
öte yandan bitkilerin çinko noksanlığı gösterdiği durumlarda, ortama fosfor katılması,
bitkide fosfor toksisitesi gösterdiği gibi çinko noksanlığının da şiddetini de artırmaktadır.
Bitkilerin fosfor alımını, magnezyum düzeyi de önemli ölçüde etkilemektedir. Düşük
düzeyde magnezyum, fosforun kökten alımını önemli ölçüde azaltarak, fosforun yukarı
taşınmasını engeller.
Bitkinin fosfor ihtiyacının en fazla olduğu doğumdan bir, bir buçuk ay önceki döneminde,
bitkinin fosfor ihtiyacının yeterince karşılanması, tarak ve parmak sayısının artmasını
sağlayacaktır. Bölgemizde genellikle 11–12 olan tarak sayısını 15-16’ya çıkartmak,
fosfor ihtiyacını zamanında ve yeterince karşılayarak mümkün olabilir.
Potasyum (K)
Potasyum, muz bitkileri için çok önemlidir. Özellikle salkım oluşumu ve gelişimi
için gerekli bir besin maddesidir. Potasyum bitki büyümesini çabuklaştırır ve verimini
artırır. Yeterli potasyum ile beslenen bitkilerde salkım ağırlığı artar, parmaklar
daha büyük olur ve meyvenin pazarda daha uzun süre dayanması, hastalık ve zararlılara
dayanıklılık artar. Potasyum, bitki metabolizmasında fotosentez sonucu elde edilen
ürünlerin, faydalı olacağı bölgelere taşınmasını sağlar. Su dengesini ayarlar. Potasyum,
azot ile birlikte ürünü artırır ve düzenli meyve tutumu ve olgunlaşmasında önemlidir.
Potasyum eksikliğinde uçlardan başlamak üzere yapraklar sararır. Bu sararma o kadar
hızla gelişir ki, çoğu zaman uçtan başlayarak yaprağın 2/3 'ü ölür. Çok az potasyum
alan bir bitkinin meyveleri şekilsiz olur. Böyle bir salkımda çok az sayıda parmak
oluşur. Çiçeklenme zamanında iklim koşulları uygun olmaz ise yine bu gibi salkımlar
oluşur.
Meyvede yüksek düzeyde potasyum alımı sadece düzgün meyve şekli ve olgunlaşma ile
meyveye tat ve lezzet sağlamasından başka, meyve lezzet ve çeşnisinde ana öğe olan
toplam asitlik üzerinde de olumlu rol oynayıp, çeşniyi önemli derecede etkilemektedir.
Düşük potasyum seviyesi ise, lezzetsiz ve yavan meyve tadına neden olmaktadır.
Çinko (Zn)
Muz bahçelerinde en çok görülen bitki besin elementi eksikliklerinden biri de çinko’dur.
Bu element eksikliğinin nedeni genellikle Fosfor fazlalığından kaynaklanır.
Muz bitkisinde en çok eksikliği görülen mikroelement çinkodur. Çinko eksikliğinde
bitki bodurlaşır. Yapraklar küçük ve dar olup, ikinci damarlar arası sarı-beyaz
şeritler halindedir. Bu görünüm daha sonra sarı-yeşil şeritlere dönüşür. İkincil
damarlara paralel olan sarı şeritlerde uzun, kahverengi ölü benekler belirir. Bu
gibi bitkilerde oluşan salkımların parmakları küçük ve normal kıvrık şeklinden daha
kıvrık olup, en belirli özellik de parmak uçlarının açık yeşil olmasıdır. Fazla
miktarda kireçleme veya toprakta fosfor fazlalığı çinko eksikliğine neden olabilir.
Fazla derecede nematod salgınına uğramış bahçelerde çinko eksikliği benzeri belirtiler
görülebilir. Çinko eksikliğinde bitki bodur kalır, yapraklar küçük ve dar kalırlar.
Bakır (Cu)
Bakır bitkilerde özellikle dokularda ligninleşme sürecine katılmakta ve bitkilerin
generatif büyümesinde önemli rol üstlenmekte, polen oluşumu ve döllenme süreçleri
ve dolayısıyla tohum ve meyve oluşumunu sağlamakta ve bitkiler bakır beslenmesinden
doğrudan etkilenmektedir.
Mangan (Mn)
Mangan, bitkide fotoliz olayını, dolayısıyla fotosentezi etkileyerek protein ve
lipid sentezlerine katılır ve böylece birçok enzim faaliyetlerini etkiler. Özellikle
hücreleri toksik oksijen radikallere karşı koruyan superoksit dismutez enzim yapısında
rol oynar ve sonuçta bitkilerin büyüme ve gelişmelerini etkiler.
Demir (Fe)
Demir, bitki dokularında genellikle 50–200 ppm. arasında bulunur. Sayısız redoks
reaksiyonları, enzim faaliyetleri, klorofil sentezi ve klorofil oluşum unu dolayısıyla
protein ile fotosentezi etkileyen önemli bir mikro elementtir.
Genellikle topraklardaki kalsiyum fazlalığı demir alımını engeller. Demir eksikliği
olan yapraklarda damarlar yeşil kalır, ancak damar araları sarı dır. Eksikliğin
ilerlemesi halinde tam sararma ve sonra da kuruma görülür.
Kalsiyum (Ca)
Ca eksikliği gösteren bitkilerin Ca içeriği azdır. Çoğunlukla kuru madde de % 0,5’in
altında bulunur.[10] Kalsiyum, magnezyum ve potasyum içerikleri, topraktaki kil
ve organik madde ile ilişkilidir. Bu nitrat, sülfat ve klor ile ilişkisinden kaynaklanmaktadır.
Kalsiyum eksikliğinde önce genç yapraklar aşağıya veya yukarıya doğru kırılır ve
yaprak oluşması azalır.
Magnezyum (Mg)
Magnezyum eksikliğinde yapraklar uçlarından ve kenarlarından başlamak üzere yavaş
yavaş sararmakla beraber orta kısımları yeşil kalır. Etki altında kalan dört ve
beşinci yapraklardır. Yaprak sapları ana gövdeden koparak yaprağın ömrünün kısalmasına
neden olur. Fosforun aksine genç piçler yaşlı rizomlardan kalsiyum ve magnezyum
absorbe ettikleri için yaşlı rizomlar bu elementlerce fakirdirler. Bu nedenle eğer
yaşlı piçler dikimde kullanılacak ise kalsiyum ve magnezyum için önlem alınmalıdır.
Kükürt
Kükürt eksikliği başta Natal olmak üzere diğer ülkelerde de görülmektedir. Çok eksik
olursa kalite bozulur. Bu eksiklik süper fosfat, potasyum klorür yerine potasyum
sülfat veya azot kaynağı olarak da amonyum sülfat uygulamak ile giderilebilir.
Bor
Muzda ender görülen eksikliklerden biri de Bor eksikliğidir. Özellikle yaşlı bahçelerde
görülür.
Diğer mikro element eksiklikleri muz yetiştiriciliğinde pek önemli değildir.
Diğer mikro elementlerden bakır, manganez, demir, bor ve molibden eksikliği muz
bahçelerinde pek görülmemektedir. Analizler göstermiştir ki muz bitkisi manganezi
de topraktan fazla miktarda almaktadır. Bu da bitkiye ve kök oluşumuna zararlı olabilir.
Uygun miktarda kireçleme manganezin daha fazla alınmasını önler.
Bitki Besin Elementleri Arasındaki İlişkiler
Bitki besin maddeleri arasında toprak içinde bitkilerin besin alımı yönünden çok
ciddi rekabetler veya teşvikler vardır. Bu nedenle gübreleme programlarının hazırlanması
ve uygulanmasına çok dikkat edilmelidir. Bitki Besin Maddesi yığılmalarının en çok
söz konusu olduğu sera alanlarında, toprak analizi yaptırmaksızın, sağlıklı bir
gübreleme programı uygulamak mümkün değildir.